Zincirli Ördek

Zincirli Ördek, kadir paksoy, otobiyografi, kitap,

Yazar: A. Kadir Paksoy

Yayınevi: Ürün Yayınları

İlk Baskı Yılı: 2019

Sayfa Sayısı: 126

Eserin Tanıtımı:

” Zincirli Ördek, şair A. Kadir Paksoy’un öz yaşam öyküsünü anlattığı bir yapıt. Ama yazar aynı zamanda yaşam öyküsü ile bağlantılı olarak Türkiye’nin yakın siyasal geçmişine (1960’lardan 2000’lere) ışık tutuyor. Tıpkı Ortaçağ Avrupa’sında kilisenin halkın bilgisizliğinden ve saflığından yararlanarak varsıllaşırken halkın yoksullaşması gibi, bir Anadolu kasabasında da (Darende/Malatya) benzer bir olaya tanık oluyoruz. Mülkiyeti şairin büyükbabasına ait olan ama kullanımı babasına bırakılan, çocukluğunun bir bölümünün geçtiği ev ve bahçeyi, kasabanın müftüsü tarafından etki altına alınan büyükbabası camiye bağışlıyor. Ev yıkılıyor, babasının yetiştirdiği ağaçlar kesiliyor… Bu olay, şairde bir travma yaratıyor:

“Büyükbabamın Aşudu Deresi’ndeki evimizi ve bahçemizi camiye bağışlamasıyla, tıpkı Nietsche’nin ‘Tanrı öldü’ dediği gibi artık Tanrı ölmüştü benim için. Hiçbir şeye inancım kalmamıştı. Ruhum allak bullaktı. Tutunduğum uçurum kıyısından düşmüş, vadi boyunca uçuyor, yamaçlara yayılmış kurt sürülerine yem olmamak için boşlukta kulaç atıyordum. Nietsche’nin papaz olan babasının çektiği acılara tanık olarak, babasının çok sevdiği ve hayatını adadığı bu Tanrı neden böyle iyi bir adamı böylesine bir acıyla cezalandırıyor, demesi gibi, ben de babam için aynı şeyi düşünüyordum. Bunca ağacı diken, toprağı yeşerten, hiç kimseye bir kötülüğü olmayan babamın elinden bu bahçeyi niye alıyordu Tanrı? Çanların derinden gelen seslerinin Nietsche’nin kulağından çıkmaması gibi; babamın o elleriyle diktiği kayısı, dut, elma, erik ağaçları kesilirken ve evimiz yıkılırken duyduğum ezan sesi de benim kulağımdan çıkmayacaktı ömür boyu…
Allahu ekber! Allahu ekber!
Tanrı evine çağırıyorlar beni Arapça
Bıçaklarını Türkçe bileyenler”
Bu olaydan sonra kasaba tarafından dışlanan şairin ailesi, kasabayı terk ediyor ve Çukurova’ya göçüyor…

Şairin ömür boyu flört ettiği ve ancak tarih öğretmenliğinden emekli olduktan sonra “hemhal” olabildiği Fransızcayı öğrenme serüveni; şairliği, öğretmenliği; “kindar nesil”in hedefi olarak yaşadığı sıkıntılar, romanın diğer izlekleri…